Zayıflama ürünlerini alırken dikkatli olun

Ülkelerin yaşam standartlarına göre zayıflama ürünleri ve diyet ürünlerine ne olan ilgi artmakta veya azalmaktadır. Çünkü insanlar, parasal anlamda kendilerini rahat hissetikleri anda zayıflama ürünlerine ilgi gösteriyor. Bu ürünlere olan ilgi, sağlıklı diyetin en büyük anahtarlarından biri oluyor. Ama dikkatli olmakta fayda var. Eğer, dengeli beslenmeye dikkat edilmezse, zayıflama ürünlerinin hiçbir faydası olmaz. Çok farklı zayıflama diyetlerinin varolduğunu bilmekteyiz. Uzman diyetisyelerin önerileri doğrultusunda bu zayıflama ürünlerine yönelebilirsiniz.

Sağlıklı beslenme yollarını araştırmanızda fayda var. Örneğin, dengeli kilo verme konusunda yapılan araştırmalar yoğun olmaktadır. Fakat, çoğunlukla kulaktan dolma bilgilerle uygulamaya geçildiğinde yanlış sonuçlar verebiliyor. Kilo vermek insanların fizyolojik durumuna uygun bir zayıflama diyetiyle mümkündür. Kişi doğru bir beslenme anlayışına sahip olmalı. Bu anlayış, zayıflama ürünlerine ve dengeli kilo verme anlayışına eşit olmaktadır. İnternet ortamında satışa sunulan zayıflama ürünlerinin çokluğuna dikkat etmelisiniz. Sağlık bakanlığı tarafından onaylanmayan hiçbir zayıflama ürününü almayın. Sağlık bakanlığı tarafından onaylanan diyet ürünlerinin her insanda aynı sonuca yol açacağı gibi bir kanıya kapılmamak gerekiyor. Yukarıdada söyledik, kişiden kişiye değişen bu durum, insan fizyolojisinin zayıflama ürününe olan tepkisinden kaynaklı. Kaldı ki, bir insan dengeli kilo vermek istiyorsa, sağlıklı beslenme tarzını yaşamın her alanına sokmalı. Örneğin belirli hastalığa sahip olan kişiler bu konuda çok dikkatli olmalı. Sağlıklı diyet yapayım derken hayatınızdan olabilirsiniz. Kullanılan zayıflama ürününün ne şekilde nasıl kullanılacağını bilmeden kullanmaya çalışmayın. Bu konuda sağlıklı bilgi almak istiyorsanız eğer, en yakın diyetisyene gidebilir yardımcı olmalarını isteyebilirsiniz.

Sonuç olarak, zayıflama ürünlerini alırken dikkatli olmalı, yaşamınızı riske atacak ürünlerden uzak durmalısınız. Dengeli beslenmeyle birlikte uzman doktorunuzun vereceği önerilerle dengeli kilo verebilirsiniz.

Giyim Tarzları

KISA BOYLUYSANIZ…
Pantolon: Eğer vücudunuzun üst kısmını uzun göstermek istiyorsanız düşük belli pantolonlar tercih etmelisiniz. Bacaklarınızı olduğundan uzun göstermek için ise yüksek belli ve düz inen pantolonlar seçin. Kontrast renklerden ve iri desenlerden kaçının. Canlı renkleri üstünüzle aynı tonlarda olmak kaydıyla rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Ceket ve gömlek: Fazla uzun veya belde biten kısa ceketlerden kaçının. Bele oturan ve kalça hizasında kalan modeller seçin. Düşük belli bir pantolon giymek istiyorsanız üzerine saçaklı, püsküllü veya payetli bir gömlek kullanabilirsiniz. Altla üst arasında renk kontrastları yapmayın, illa bir kontrast yapmak istiyorsanız, kumaş türü kontrastları uygulayın: ipek bir elbise üzerine jean ceket gibi.

Elbise: Tek renk ve düz kesim elbiseler silueti daha uzun gösterir. Ayrıca kadınsı ve seksi kesimleri de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Etek boyu baldırların ortasına hatta topukların hemen üstüne kadar inebilir.

ŞİŞMANSANIZ…
Pantolon: Pantolonlarınızı mümkün olduğunca krep gibi dökümlü kumaşlardan seçin.

Üst: Özellikle pantolon üzerine, bacaklarınızın üst kısmına dek inen uzun tunikler giyin. Göz alıcı, dikkat çekici büyük desenler yerine tek renk ve koyu tonları tercih edin. Dekolte kullanmaktan kaçınmayın ama kalın ve belinizi saran kemerlerden Kaçının!

Ceket: Dökümlü kumaşlardan olanları tercih edin; mümkünse önünü iliklemeden giyin. Ceketlerinizde büyük vatkalar yerine daha küçük, omuzlarınızı hafifçe yükseltecek vatkalar kullanın.

Elbise – etek: Asla vücudunuzu sarmamalı: streç kumaşlara veda edin! Vücuda yapışmayan, uçuşan kumaşlar idealdir. Renk olarak daha çok tek renk ve koyu tonlar kullanın. Emprime seviyorsanız minik desenlileri tercih edin. Etek boyu baldırlarınızın hemen altına dek inmeli; daha uzun boylar da rahatlıkla kullanabilirsiniz.

GENİŞ KALÇALIYSANIZ…
Pantolon: Geniş pantolonlarla kalçalarınızı kamufle etmeye çalışmayın. Dökümlü kumaştan dikilmiş, düz kesim pantolonlar giyin. Her zaman koyu ve tek renk tercih

edin. Asla ve asla tayt giymeyin!

Üst: Üstünüz ince ve kalçalarınız genişse, vücudunuzdaki bu farkı yok etmeniz gerekiyor. O halde, dikkati vücudunuzun üst kısmına çekecek tarzda gömlek, kazak, tişört vb. giymekte tereddüt etmeyin. Çiçekler, geometrik şekiller, karışık renkler, hatta büyük aksesuarlar kullanın, minik dekolteler uygulayın. Göz ve dudak makyajına ağırlık verin.

Elbise – etek: Eteklerinizde dökümlü kumaş ve nötr renkler (siyah, gri, bej gibi) kullanın. Verev kesim ve büzgülü modellerden kesinlikle kaçının. Bel oyuğu kalçanın hemen üzerinden başlayan kesimler tercih edin. Elbisede dikkat etmeniz gereken nokta, göğüslerinizi belirginleştirmek, kalçanızı ise saklamaktır. En doğru model, bel hattı olan ama bele fazla oturmayan, kalça yuvarlağını çıkarmayan düz kesimlerdir. Diz altı etek boyu en ideal olandır.

BOYUN DEKOLTESİ
Boynunuz uzunsa, her tarzı uygulayabilirsiniz. Özellikle, yuvarlak açılmış dekolteler ve boyna bağlanmış küçük bir fular çok hoş duracaktır.

Boynunuz kısaysa, “V” yakalı bluzlar veya “V” açılmış dekolteler tercih edin; boynunuz daha uzun görünecektir. Fular kullanmamaya çalışın; boynunuzu iyice kısaltıp omuzlarınıza gömülmüş gibi gösterir. Bunun yerine omuzlarınıza bir şal alın; böylece “V” dekolteniz de kapanmamış olacaktır.

OMUZ DEKOLTESİ
Omuzlarınız kareyse, asimetrik omuz dekolteli veya kolsuz kıyafetler seçin.
Omuzlarınız yuvarlaksa, ince askılı giysiler sizin için idealdir.

Omuzlarınız düşük ve darsa, reglan kollu kıyafetler giymeyin. Omuz başlarını ortaya çıkaran, derin kol oyuğu olan giysiler omuzları daha geniş gösterir.

AYAKKABI SEÇİMİ
Topukta esas, kıyafetin etek uzunluğudur. Diz ve diz altı hizasındaki bir etek uzunluğuyla 7 cm.den uzun bir topuk giyilebilir. Mini bir etekle daha alçak topuk kullanmak gerekir.

Şişmansanız, vücudunuzla oransızlık yaratmamak için yüksek topuktan kaçının, orta boy topuk idealdir.

Kısa boyluysanız, yüksek ve ince topuk vücudunuzda dengesizlik yaratır, eğri ve kambur bir görünüm verir. 5-6 cm.lik bir yükseklik yeterlidir.

Uzun boyluysanız, yine de çok düz ayakkabılar seçmeyin. Az da olsa biraz topuk siluetinize çekicilik katacaktır.

TEN VE SAÇINIZA En uygun renkler
BUĞDAY TEN-SARI SAÇ
En uygun renkler
Toz pembe, bebek mavisi, gri-mavi, lila, açık mor, açık yeşil ve nane yeşili

Kaçının!
Elektrik mavisi ve koyu kırmızı yüzünüze yakın kullanmanız halinde çok sert bir etki yaratır.

Yazinin devami icin tiklayiniz »

Aşk Nedir?

  • Aşk, iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktir. Beklentidir.
  • Aşk, delicesine flört ederken yanindakinin hiçbir sey yapmama hakkini teslim etmektir. Saygidir.
  • Aşk, zaaflariniz oldugunu ortaya çikarir. Kabullenmektir.
  • Aşk, simdi zamani degil diye beklemeyi bilmektir. Sabirdir.
  • Aşk, saçlarda baslayip topuklarda biten bir gezintidir. Kesiftir.
  • Aşk, Seviselim demeden sevismek, yanindakinin ne istedigini bilmektir. Anlasmaktir.
  • Aşk, bagla
  • ndigini sandiginda, karsindakine hayir deme sansini tanimaktir. Inceliktir.
  • Aşk, korumaktir. Sorumluluktur.
  • Aşk, ciddi bir tokalasmayi kikirdamaya dönüstürmektir. Mizahtir.

Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafini duymaktir. Şehvettir.

  • Aşk, evinizdeki her seyin yerinin degistirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.
  • Aşk, sevgilinizin ne oldugunu
  • bütün çiplakligiyla görmektir. Gerçektir.
  • Aşk, saatin kaç oldugunu bilip aldirmamaktir. Neşedir.
  • Aşk, sizi kucaklayan kollarin, gittikçe daha çok sarilmasidir. Mutluluktur.
  • Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediginizde, uyanik kalip seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabini almaktir. Sicakliktir.
  • Aşk, tanidiginizi zannettiginiz insanin yeni yanlarini kesfetmektir. Tazeliktir.
  • Aşk, uyandiginizda rüyanizi yaninizda bulmanizdir. Düslerin gerçek olmasidir.
  • Aşk, kocaman yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.
  • Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir. Yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.
  • Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.
  • Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir. Kaderdir.
  • Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
  • Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.
  • Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir. Kaderdir.
  • Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
  • Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.
  • Aşk, pencereden disariya baktiginda kiminle oldugunu hatirlamaktir. Düsüncedir.
  • Aşk, rüzgarin agaçlarin arasinda dolasirken çikardigi sesi dinleyip sevgilisinin yaninda olmadigina hayiflanmaktir. Yalnizliktir.
  • Aşk, asla anlatilmayacak hikayelerdir.

DETOKS

Detoks nedir, nasıl yapılmalıdır?

Detoks Kimler İçin Gerekli ve Nasıl Uygulanabilir?


Herkesin belirli aralıklarla vücudunu dinlendirmeye ve vücudunu temizlemeye ihtiyacı var. Aslında vücutlarımız her gün, özellikle gece ve sabah erken saatlerde, kendisini temizlemeye programlanmıştır.


Alfa Yayıncılık tarafından piyasaya çıkarılan ´Detoks´ adlı kitapta Daniel Reid detoks ihtiyacımızı şöyle tarif ediyor: ´Vücutta toksinlerin tutulmasının iki temel sebebi vardır. Birincisi yiyeceklerde, havada ve suda doğal olmayan çevresel toksinlere aşırı maruz kalmamız yüzünden oluşan, metabolizmanın doğal seviyenin çok üstünde toksin yüklenmesi. Diğeri ise, sağlıksız kişisel alışkanlıklar, aşırı yorgunluk ve hiperaktif modern yaşam stilleri yüzünden zayıflayan sinir sistemi sebebiyle işlemeyen normal atılım sürecidir.´


Herkesin kendi yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına göre değişik miktarlarda ve şekillerde detoksa ihtiyacı var. Reid´in kitabında bu konu bütün hatları ile gayet açık seçik ve detaylı olarak yer alıyor. Ancak siz bu kitaptan derlenen bilgiler ışığında ana hatlarıyla yapılması ve yapılmaması gerekenleri öğrenebilirsiniz.


Detoksa İhtiyacınız Olduğunu Gösteren İşaretler

Baş ağrısı, sırt ağrıları, sık sık soğuk algınlığına yakalanmak, yorgunluk, eklem ağrıları, burun kaşıntısı, sinirlilik, deri döküntüleri, öksürük, uyku hali, deri kızarıklıkları, göğüs hırıltısı, gözlerde iritasyon, uykusuzluk, bulantı, boğaz ağrısı, savunma sisteminizde yavaşlama, baş dönmesi, hazımsızlık, boyun tutulması, değişken ruhsal yapı, anoreksiya, sinüslerin tıkanması, anksiyete, ağız kokusu, dolaşım bozukluğu, ateş, depresyon, kabızlık.


1 . İlk önce soluduğumuz hava temiz olmalı. Doğru bir şekilde solunum yapmayı bilmeli, diyaframımızı kullanmayı öğrenmeliyiz.


2 . Kanımızda bulunan oksijen miktarı düşük olmamalı. Aksi takdirde detoks yapamayız çünkü oksijen var olan en etkili antioksidandır. 200 yıl önce atmosferde yüzde 38 oranında oksijen bulunurken bugün sadece yüzde 19 oksijen mevcut. Tüm toksinler vücuttan atılmak için önce oksijenle birleşmeli, bu nedenle oksijen takviyesi almak için ozon ve oksijen tedavileri uygulatmak çok önemli.


3 . Yenilenler ve içilenler toksik olmamalı. İçtiğiniz suyun kalitesi çok önemli. İdeal bir diyet uygulandığında dahi içilen suyun ph derecesi ile vücudunuzun asit dengesini bozabilirsiniz. Su, ideal olarak ph 7.35 ile 7.60 değerleri arasında olmalıdır. İçtiğiniz suyun değerlerini bilmiyor ya da belirtilene güvenmiyorsanız, herhangi bir laboratuvara giderek değerleri çok ucuza öğrenebilirsiniz.


4 . ´AsiditeDetoks´ kitabının yazarı Daniel Reid´e göre sağlıklı bir vücutta kan ve diğer vücut sıvılarının birçoğu, deniz suyuna benzer şekilde hafif alkaliktir. Alkalik ve oksijen, sağlıklı olmanın ve güçlü bir bağışıklık sisteminin şartlarıdır; bakteriyel, virütik ve mantar kökenli enfeksiyonlar oksijenle yeterince beslenmiş ve alkalik dokularda gelişemezler. Mikropların neredeyse tamamı bu ortamda etkisiz hale gelir.
5 . Demek ki detoks yaparken
amacımız; asit oranımızı ph 7 oranında tutmaya çalışmak ve oksijen oranımızı arttırmak olmalıdır. Bu sonuçları elde etmek için düzenli bir şekilde beslenip, yaşam tarzımızı da değiştirmeliyiz.

Detoks Programları


Detoks, sadece beslenme ile sağlanamıyor. Beslenmemizde yapacağımız değişikliklerle vücudumuza yeni toksinler eklemeyi kısıtlayabiliriz ancak var olan toksinleri vücuttan atmak için egzersizlerle terlememiz gerekir. Ayrıca idrar ve dışkı yoluyla da zehirlerimizi atabilmeliyiz.


Ülkemizde de çok çeşitli spa merkezleri ve otellerde, uzman doktorlar tarafından uygulanan destek tedaviler mevcut. Ancak evde haftada bir, üç ya da yedi gün veya en uzun 15 günlük kürler uygulayabilirsiniz. Uzman kontrolü olmayan ev tedavilerinde daha temkinli davranmanızı öneriyoruz.

Evde Detoks
Detoks´un beslenme ayağında çok çeşitli seçenekler ve programlar söz konusu. Detoks´ta ufak birkaç değişiklikten tutun da sadece elma yenilen, meyve suları tüketilen diyetlere ve hatta sadece su içilen oruçlara kadar uzanan çok geniş bir yelpaze söz konusu. Herhangi bir radikal diyet veya uygulamadan önce mutlaka doktora danışmalısınız. Su Orucu, meyve suyu diyeti veya tek tip gıda ile yapılan aşırı programları uygulamadan önce dikkatle düşünün. Çünkü bu tip diyetlerin yarardan çok zararı olabilir.

Beslenme Dışında Toksin Alımını Azaltmak İçin Neler Yapmalıyız?


PİŞİRME METOTLARI: Tükettiğimiz gıdalar kadar önemli bir diğer unsur ise pişirme metotlarımız. Kızartma yapmamaya, yağı aşırı ısıtmamaya özen göstermeliyiz. Haşlama ya da buharda pişirme usullerini tercih etmeliyiz. Ayrıca pişirme yapılan kapların paslanmaz çelik, cam veya porselen olmasına dikkat etmeliyiz.


SABUNLAR VE DETERJANLAR: Gerek bulaşık yıkarken gerekse banyoda kullandığımız sabunların, bitkisel özlerden olmasına dikkat etmeliyiz. Kimyasal katkıları olan ürünlerden kaçınmalıyız.


DENİZ SUYU MUCİZESİ: Denize yakın bir yerde oturuyorsanız ve suyun temizliğinden eminseniz, her gün birkaç damla deniz suyunu içme suyuna damlatarak içmeniz vücut asit dengeniz için son derece yararlı olacaktır. Denizde yüzmenin de tedavi edici özellikleri var ve günde belirli aralıklarla suya girilmesi çok yararlı.


DENİZ VE DAĞ HAVASI: Bu gibi mekanlarda havanın iyonizasyonu ve kalitesi farklı olduğundan, ´biraz dağ havası almak´ veya ´ deniz havası solumak´ hurafe değil. Sağlık üzerinde oksijen arttırıcı ve denge düzenleyici etkileri var.


DETOKS SAĞLAYAN ÇAYLAR: Başta yeşil çay olmak üzere birçok bitkisel çayın detoks etkisi yüksektir. Papatya, ginseng, ginko biloba, ekinezya, kırmızı pancar, zencefil, meyankökü de toksin arındırıcı özellikleri olan önemli kaynaklardır.


DUŞ VE BANYO: Sıcak suyun ve su ile masajın faydaları büyük. Ayrıca ölü derilerimizden arınarak gözeneklerimizi açtığımız takdirde toksinlerden daha kolay kurtulabiliriz. Cilde kuru fırça ile yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak, ciltteki oksijen oranını arttırır. Cildimiz ve iç organlarımıza çok yararlıdır. Küveti su ile doldurup, evde detoks yapmak istediğinizde cildi tahriş eden zararlı kimyasallar içeren sabunlar yerine, papatya, biberiye, okaliptüs ve adaçayı gibi doğal yağlar kullanmayı tercih etmelisiniz. Ayrıca banyonuza yarım bardak içme sodası ve/veya deniz tuzu da ilave edebilirsiniz.


KOKULAR: Kokular bizim tahminimizden çok daha önemli. Çağlar boyunca çeşitli hastalıklar insanlığı tehdit ederken, bu virüs ve bakterilerden en az etkilenen veya hiç etkilenmeyen grup insan, çiçekler, çiçek suları ve yağlarıyla uğraşanlar olmuş. Kimyasal kokular bu kategoriye girmezler ve zararları da vardır.


VİTAMİNLER: Detoks sırasında, beslenme programınızı ve diğer tedavilerinizi desteklemek için alınması gereken en ideal antioksidan vitaminler: çinko, kalsiyum, B vitaminleri (özellikle B3), C vitamini, selenyum, A vitamini, E vitamini olarak özetlenir.


Baharat ve Çaylarla Arınma Programı

İyi bir beslenme programına ilaveten:


Uyanınca: Bir bardak ılık suya bir kaşık limon suyu veya bir kaşık elma sirkesi ekleyerek için.
Yemeklerde: Maydanoz ve sarımsak tüketin (tercihen çiğ), ayrıca kırmızı biber ve zencefil (çorbalara katılarak tüketilebilir) de tüketilmesi gerekir.
Yemek Aralarında: Papatya, zencefil, ıhlamur, meyankökü gibi arındırıcı çaylar tüketin.
Akşam: Papatya çayı rahatlatıcı özelliği ile uyku için de idealdir.


İdeal Beslenme

* Haftada 1 kez vücudumuzu arındırmamız gerekiyor. Örneğin bir gün boyunca sadece evde sıkılmış doğal meyve suyu, içme suyu ve yanında çiğ meyve ve sebze tüketmemiz öneriliyor.


* Bunları sofranızdan kaldırmaya ya da çok ender tüketmeye çalışın. Kırmızı et, şarküteri etler, sakatat, rafine edilmiş gıdalar, konserveler, şeker, tuz, doymuş yağlar, kahve, alkollü içecekler ve nikotin.


* Mümkün olduğunca organik gıda tüketmeye çalışın.


* Sadece filtre edilmiş, mineralleri uygun ve ph düzeyi 7 veya üzerinde olan içme sularından tüketin.


* Yumurta, buğday, süt ve ürünlerini belirli dönemlerde sıra ile yiyin. Hepsini aynı dönemde tüketmemeye özen gösterin.


* Mevsim meyve ve sebzelerini tüketmeye özen gösterin.


* Sofranızda en sık bulunan ürünler: meyve, sebze, yeşillik, tahıl, baklagiller, düşük yağ oranlı süt/yoğurt/peynir, organik beyaz et ve taze balık olmalı.


* Limon asidik olarak düşünülse de, vücudumuz için en ideal asit düzenleyici maddelerdendir ve her gün bir miktar tüketilmesi hararetle tavsiye edilir.


* Doğanın antibiyotiği olan sarımsak, insan yapımı antibiyotikler gibi yan etkileri olmayan muhteşem bir antioksidandır. Belirli aralıklarda sarımsak kürü yapılması tavsiye edilir.


* Bir bağ maydanozu kaynayan suya atıp, suyun altını kapatın ve bu suyu ılık olarak gün içerisinde tüketin, hem klorofil hem de diğer vitaminler açısından ideal detoks ajanı olacaktır

Doğal Ayakları Elde Etmek İçin Yapılması Gereken

Sağlıklı ve Güzel Ayaklar için:

  • Ayaklarınızı her gün ılık ve sabunlu suyla yıkayın. Ardından serin suyla durulayıp bir havlu yardımıyla ve parmak aralarını atlamadan iyice kurulayın. Dilerseniz ayaklarınıza ekstra bakım için talk pudrası veya krem sürebilirsiniz.
  • Ayakkabı satın almak için en iyi zaman günün geç saatleridir. Yani ayaklarınızın biraz şiş olduğu zamanlar. Ayaklarınız en şiş haliyle rahat etmişse doğru bir seçim yapmış olursunuz.
  • Güneşe çıktığınız zamanlarda eğer sandalet veya parmak arası terlik giydiyseniz ayaklarınızın üst kısımlarına mutlaka güneş kremi sürün.
  • Topuklarınızı ponza taşıyla düzenli bir şekilde temizleyin. En ideal zaman duşta… Saçınızda bakım kreminiz, bekliyorken zamanı bu şekilde değerlendirebilirsiniz… Ölü hücrelerden arının, bebek gibi ayaklara sahip olun!
  • Yatmadan önce yıkadığınız ayaklarınıza, özellikle de topuklarınıza nemlendirici sürün. Ama parmak aralarına kaçırmamaya gayret gösterin çünkü nemli kalan bu bölgelerde mantar oluşabilir.
  • Yatmadan önce yapabileceğiniz bir şey daha; ayaklarınıza yoğun bir krem sürün ve ardından yün çorap giyin. Yazın uygulaması biraz zor ama gerçekten işe yarıyor! Sabaha pamuk gibi ayaklar garanti!
  • Ayaklar yorgun olduğunda tabanlar ağrır, yere zor basarsınız. Böyle zamanlarda tam rahatlayabilmek için tercihen birinden size ayak masajı yapmasını rica edin. Ya da kendiniz yapın! Deneyince vazgeçemeyeceksiniz. Ayrıca tazyikli soğuk su da yorgun ayaklara çok iyi geliyor.
  • Önümüz yaz… Tatilinizi plajı kum olan bir yerde yapacaksanız dalgaların vurduğu bölgelerde çıplak ayak yürüyün. İnce, minik kum parçaları ayaklarınızda ‘peeling’ etkisi yapacaktır.
  • Son tavsiyemiz yanınızda daima yara bandı taşımanız. Babet ayakkabılar, topukluklar özellikle yazın çorap giymeyi tercih etmediğimiz için veya sıcaktan ayaklarımız şiştiği için sıkabiliyor. Günün yükünü kaldıran ayaklarınıza acıyın, kilit bölgelere yara bantlar yerleştirerek önlem alın.

Ayak banyosu

1 limonun suyu
¼ çay kaşığı tarçın tozu
2 yemek kaşığı zeytinyağı
¼ su bardağı süt
Su

Ayaklarınızın rahatça gireceği bir leğeni sıcak suyla doldurun ve içine limon suyunu, tarçını, zeytin yağını ve sütü dökün. İyice karıştırın.
Ayaklarınızı leğenin içine sokun ve 10-15 dakika bekleyin.
Ayaklarınızı sabunla yıkayıp havlu yardımıyla kurulayın. Ardından krem sürün.

Ayak kremi

1 yemek kaşığı badem yağı
1 çay kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı buğday tohumu yağı
12 damla okaliptüs esansyel yağı
Koyu renkli cam şişe (kremi ışıktan korumak, bozulmasını engellemek için)

Koyu renk cam şişenin içine badem, zeytin, buğday tohumu ve okaliptüs yağlarını koyun.
Sıkıca kapattığınız şişeyi çok iyi sallayın, yağların iyice karışmasını sağlayın.
Hazırladığınız kremi ayaklarınızı yıkayıp kuruladıktan sonra sürün.

Cildin Düşmanları ve Sağlıklı Cildin Sırları

Sabahları aynaya baktığınızda yorgun, çizgileri derinleşmiş, hatta sivilceli bir yüzle mi karşılaşıyorsunuz? Günün başlangıcında canınızı sıkan bu tür sorunlar nereden kaynaklanıyor?

1- Sigara ve içki
İkisi

de vücudunuzu zehirler ve geriye pörsümüş sarkık bir cilt bırakır. Sigara ayrıca ağız kenarındaki çizgilerin derinleşmesini hızlandırır.

2- Yetersiz uyku
Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın. Uykusuzluğun yol açtığı çizgileri kapatmak için hafif bir nemlendirici sürün.

3- Makyaj temizlemeden yatmak
Gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Göz makyajı silinmediği takdirde bir göz iltihabına neden olabilir.

4- Sivilcelerle oynamak
Deri dokularına zarar verir. Ayrıca enfeksiyonun çevreye yayılmasına neden olarak sorunu büyütür. Sivilcelerle hiçbir zaman oynamayın. Enfeksiyonlu bölgeye antiseptik merhem sürün.

5- Yüzü ovmak ya da aşırı fırçalamak
Yüzünüzdeki ölü deriyi temizlemek için satılan bazı toz ya da kremler deriniz için fazla kaba gelebilir. Cilt tipiniz ne olursa olsun yüzünüze daima nazik davranın.

6- Çok sıcak suyla yıkamak
Yıkanırken suyun kaynar derecede sıcak olmaması için önlem alın. Aşırı sıcak, cildi kurutur ve dokuları zedeler.

7- Yanlış beslenme
Sağlıksız besleniyorsanız deriyi koruyucu yaşamsal maddeleri alamıyorsunuz demektir. Ayrıca ultraviyole ışınlarından da uzak durun.

Sağlıklı Bir Cilt İçin

- Dengeli beslenin, balık ve beyaz ete öncelik tanıyarak bol bol meyve ve sebze tüketin, vücuttaki toksit maddelerin atılmasına yardımcı olan A, E, C vitaminleriyle minerallerin yardımına başvurun.
- Hergün en az 1.5 litre su tüketin.
- Yüz kaslarını güçlendirmek ve elastikiyet kazandırmak için düzenli yüz jimnastiği yapın.
- İnce bir yastık, mümkünse hiç yastık kullanmadan, yüzdeki kırışıklıkları engellemek için sırt üstü yatın ve düzenli uyumaya özen gösterin.
- Konuşurken mimiklerinizi incelemek için telefonunuzun yanına bir ayna koyun.
- Nemlendiriciyi yüzünüze masaj yaparak yayın.
- Göz çevresindeki hassas bölgeyi özel bir kremle besleyin.
- Yaz aylarında uzun müddet güneşlenmekten kaçının.
- Yoğun trafiğin ve kirliliğin arttığı bölgelerde uzun süre kalmamaya dikkat edin.
- Günde en az bir saat temiz havada yürüyüş yapın.
- Stresli ortamlardan kaçınıp günlük yoğun tempo içinde kendinize gevşeme süreleri bırakın.
- Mümkün olduğu kadar yüz ve vücut temizliğini alışkanlık haline getirin.
- Uzman rehberliğinde cilde uygun, yaşlılığı geciktirici kozmetik ürünleri.

Lazer Epilasyonun Tam Zamanı

Sonbahar geldi ve bacaklarınız, uzun kollu giysilerin altına hapsoldu ve siz istenmeyen tüylerinizin varlığını unutmaya karar verdiniz; Oysa birazcık uğraşmayı göze alsanız, önümüzdeki yazı pürüzsüz bir bedenle karşılamanız mümkün.

Biz kadınlar güzelliğimize ne kadar düşkün olsak da, zaman zaman bazı işleri erteleyebiliyor ve yumurta kapıya dayanınca panik halinde çözüm aramaya başlıyoruz. Ortak yanlışımız; bütün yıl boyunca yediğimize, içtiğimize dikkat etmeyip bahar aylarında başladığımız şok rejimler ve kışın nereye koyduğumuzu bile hatırlamadığımız selülit kremlerini havaların güzelleşmesiyle yana yakıla aramamız… Ve işte bunlara güzel bir örnek daha; lazer epilasyonun sadece yaz başında yapılan bir işlem olduğunu düşünmek! Oysa uzmanlara göre, sonbahar bu işin tam zamanı. Bunun başlıca iki nedeni var. Ilki, bu ayların bize yaza kadar tüm seansları tamamla imkanı vermesi. İkincisi ise seanslardan sonra bir süre cildin güneş görmesi sakıncalı olduğu için, havanın kapalı olduğu bu mevsimde kapalı giysiler giymenin ve güneşe çıkmamanın daha kolay olması.

Önümüzdeki yazı, ‘tüy’ diye bir şeyin varlığını unutmuş olarak karşılamak istiyorsanız, önerimiz iyi bir merkez bulmanız ve lazer epilasyonu seanslarına bir an önce başlamanız. Tabii, Dermatoloji Uzmanı Dr. Canan Aydemir’den aldığımız bilgiler doğrultusunda, avantajlarından dezavantajlarına derlediğimiz bu haberi okuduktan sonra…

Lazerle ilgili bilmeniz gerekenler

Lazer tek dalga boyunda yoğunlaştırılmış ışık demek. Lazer epilasyonun prensibi ise, bu yoğun ışıkla kıl kökünde bulunan melanin adlı renk maddesinin ısıya dönüşmesini sağlamak ve kıl folikülünü tahrip etmek. Ve sonuç olarak da tahrip olan kıl kökünün bir daha kıl üretmesini engellemek. Prensip aynı olsa da, işlem teknik açıdan farklılık gösterebiliyor. Son yıllarda, geliştirilen bilgisayar sistemi sayesinde, cilt ve tüy rengine bakılarak kişiye özel ayarlamalar yapılması da mümkün.
Dermatoloji Uzmanı Dr. Canan Aydemir, lazer epilasyonun her yaşta yapılabildiğini ancak kıl kökü yenilenmesi 18 yaş altında çok hızlı olduğu için, bu yaşın üzerindeki kişilere yapılmasının daha uygun olduğunu anlatıyor.

Kaç seansta bitiyor?

Bu konuda bilgi aldığımız, Hair Planet’ten estetisyen Kader Kaya, vücut bölgelerinde ortalama 5 – 6 seans; yüzde ise en az 7 – 8 seans uygulamak gerektiğini söylüyor. Seans aralarında ise , yüzde 1 – 1,5 ay, vücutta ise 2 – 2,5 ay beklemek gerekiyor. Yani bir seanstan sonra tüylerinizin tekrar çıkması uzun zaman alıyor.

Şampuan Rehberim

Etiket okumaktan, ürün seçimine…

Saçlarınızın, ılık yaz rüzgarlarıyla hiç olmadıkları kadar parlak ve sağlıklı bir şekilde savrulmalarını ister misiniz? Böyle bir sonuç için öncelikle saçımıza en uygun şampuanı bulmamız gerekiyor. Öyle ya, onlarca değişik saç yapısına ve saçlarımızın sık sık değişen ruh haline cevap verecek yüzlerce farklı şampuan var piyasada. O zaman şampuan rehberimize mutlaka gözatın.

Şampuanı, saçlarda biriken “sebum”u temizlemek için kullanılan bir çeşit sıvı sabun olarak tanımlamak mümkün. Aslında, sebum saç köklerinden salgınan, saçı dış etkenlerden koruyan ve saç sağlığı için oldukça gerekli olan bir madde. Ancak, dış ortamdaki kirlerin ve tozların sebuma yapışması saçın kirlenmesine neden oluyor. Şampuanlar, yağı toplayan ve saç yüzeyinden uzaklaştıran maddeler içeriyorlar. Ve kimyasal yapıları sabunlarınkine çok benziyor. Fakat sabunlara kıyasla biraz daha yumuşaklar. Çünkü, yağı toplamaları ve saç telindeki bütün sebumu söküp almaları saç sağlığı için pek de faydalı değil. Tüm bunlardan anlayacağınız gibi, saçların aslında doğal yağından arınması ve “gıcır gıcır” temiz olması pek de istenilen bir durum değil aslında…

Peki, iyi bir şampuan nasıl olmalı? Nasıl kullanılmalı? Bu soruyu yönelttiğimiz uzmanlar öncelikli kıstasın kaliteli ve güvenilir bir marka olması gerektiğini söylüyorlar. Tabii, şampuanın saç tipinize uygun olması da önemli. Buna en iyi karar verecek kişi ise sizsiniz. Kadınlar, saçlarına iyi gelen, ağırlaştırmayan, yağlandırmayan bir şampuanı çoğu kez ilk deneme de bile anlıyabiliyorlar.
Uzmanlara göre saç yıkamada ideal olan; gün aşırı şampuanlamak ve orta uzunluktaki saçlar için sadece bir çay kaşığı kullanmak. Bilmeniz gerekenleri ve doğru bildiğiniz yanlışları yazının tamamında bulacaksınız.

BİLMENİZ GEREKENLER

Çok köpüren şampuan iyi şampuan mı?
Dermatoloji uzmanları şampuanların fazla köpürmesinin gereksiz olduğunu söylüyorlar. Bu nedenle, “saçlarımı temizleyeceğim” diye her gün yıkamak, yıkama sırasında iki kere şampuanlamak ve bol bol köpürtmek faydadan çok zarar sağlayabilir aklınızda olsun…
Şampuanın ne oranda köpürdüğü daha çok içindeki kimyasallarla ilgili bir durum. Suyun sıcaklığı ya da soğukluğu da bunu bir ölçüde etkileyebiliyor; sıcak suda daha fazla köpürüyor şampuanlar. Ayrıca saçın kirliliği, sudaki kireç miktarı da köpürme oranını etkileyen faktörlerden.

Organik Saçlar

GÜÇLÜ SAÇLAR İÇİN ORGANİK SAÇ BAKIMI

El değmemiş doğada yetişen bitkiler her derde deva. Oysa bizi doğadan uzak bırakan, sürekli sentetiklerle temas etmemize neden olan modern şehir yaşamı, saçlarımızı, cildimizi etkiliyor. Eğer bu sentetik maddelerden bir nebze olsa da uzak kalmak istiyorsanız Herbalist Işık Kırgız’ın hazırladığı doğal saç bakım tariflerini deneyebilirsiniz.

Bakım ürünleri ve kozmetikler insanların günlük bakım alışkanlıklarında önemli bir yer tutuyor. Bunlar diş macunlarından başlayarak parfümler, makyaj malzemeleri, deodorantlar, sabunlar, saç bakım ürünleri, duş jelleri, saç boyaları, çeşitli bakım kremleri olmak üzere, her gün kullanılan15-20 çeşit ürüne ulaşıyor. İnsanların çoğu, bu ürünlerden kaynaklanan çok az problemle karşılaştığını düşünüyor.

Ancak dermatologlar, endokrinoloji ve onkoloji uzmanları uzun süreli kullanımın hemen veya yıllar sonra ortaya çıkan astım, alerji; cilt, meme, rahim ve yumurtalık kanseri gibi birçok hastalığa neden olabileceğini anlatıyor.

Örneğin, Fransa Sağlık Bakanı, 2008 Kasım ayında yaptığı bir açıklamada kadın ve erkeklerde hormonal enzimleri taklit ederek üreme ve doğum öncesi ve sonrası gelişim bozukluklarına yol açtığı belgelenen paraben ve phtalate içeren kozmetik ürünlerin ambalajlarına uyarıcı etiket konulması gerektiğinden bahsetmiş, bu konunun altını çizmişti. Gerçekten de, kullandığımız cilt ve saç ürünlerinin içerikleri gelecekteki yaşam kalitemizi belirlemede çok büyük önem kazanıyor. Deri yoluyla aldığımız kimyasal maddeler alerjen ve tahriş edici reaksiyonlarıyla zaman içerisinde saç dökülmesine, kepeklenmeye, aşırı yağlanmaya, cildin erken yaşlanmasına neden oluyor.

Şampuanlar, içeriğine hiç dikkat etmeden kullandığımız kişisel bakım ürünlerinin başında geliyor. Saç gövdesini parlak ve dolgun göstermek üzere kullanılan silikon ve diğer kimyasalların saçlı deriyi kaplaması sonucunda dökülmenin arttığı, saç köklerinin zayıfladığı yapılan saç analizleriyle de artık biliniyor.
Yirmi yılı aşkın süredir bitkilerle iç içe yaşayan Herbalist ve Doğal Terapi Uzmanı Işık Kırgız, organik sertifikalı bitkiler kullanılarak üretilen bakım ürünlerinin son yıllarda büyük önem kazandığını vurguluyor. Türkiye’nin ilk organik hidrosollü şampuanı Organicum’u üreten Kırgız, tüketici gruplarının paraben, phtalate, silikon, SLS, SLES gibi tahriş edici sentetiklere karşı savaş açtığını belirtiyor. Kırgız, saçlarına doğal bakım yapmak isteyenler için de evde kolaylıkla hazırlayabilecekleri tarifler veriyor.

Güzel Görünmek İçin

Saçlarınızı düzenleyin
Eliniz için kullandığınız, nemlendiricilerden biraz saçınıza sürerseniz uçuşan ve elektiriklenen saçlarınızı yatıştırmış olursunuz. Nemlendiriciyi banyo sırasında sürerseniz saçlarınızı kuruladıktan sonra daha parlak ve canlı olduğunu görürsünüz.
Güne zinde başlamak
Sabahları yorgun kalıyorsanız vücudunuzu toksinlerden arındırmak için bir bardak limonlu ılık su içebilir, cildinize de maden suyu ile masaj yaparsanız canlandırmış olursunuz.
Diş sağlığı
Diş etlerinizi kuvvetlendirmeniz için küçük taneli tuzları diş fırçanızın üzerine koyun. Daha sonra da diş etlerinize kadar dişlerinizi fırçalayın.Susuz ciltler için
Vücudunuzda su eksikliği varsa badem özlü bakım kremleri kullanmalı ve yeşil çay içmelisiniz.
Buzlu dudak kremi
Eğer dudak kalemi kullanıyorsanız size önemli bir tavsiye. Kalemi kullanmadan önce buzlu bir kabın içinde bekletirseniz daha iyi sonuç alırsınız.
Ellere süt banyosu
Manikür yapılırken su yerine artık süt kullanılıyor. Ellerinizi en az beş dakika ılık sütün içinde dinlendirirseniz elleriniz ve özellikle tırnaklarınızın güçleneceklerini göreceksiniz.
Farların kullanımı
Eğer farlarınız göz kapaklarınızın üzerinde birikiyorsa kesinlikle yağ bazlı farlar kullanmayın. Yoğun renk pigmentleri içeren pudra farlardan kullanmalısınız. Hafif sedefli farlarda bu konuda çok kullanışlı. Çünkü içeriğindeki sedefli maddeler göz kapağının üzerine yapıştığı için birikme yapmaz.
Mat dudaklar için
Mat rujları seviyorsanız dudak kalemi kullanmalısınız. Böylece dudaklarınız parlamayacak ve çerçeveyi çok fazla taşırmadığınız sürece dudaklarınıza ayrı bir dolgunluk kazandıracaktır. Sadece dudak kalemi ile de dudaklarınıza renk verebilirsiniz. Ama burada dikkat etmeniz gereken bir nokta var; kalemi dudağınıza dik hareketlerle sürdükten sonra parmağınızla iyice dağıtmalısınız.
Göz makyajı temizliği
Göz makyajınızı temizlerken göz kapağı ve çevresini ovuşturmamalısınız. Bunun için kullandığınız ürünü göz kapağınıza sürdükten sonra bir parça pamukla göz pınarından dışarıya doğru hafif dairesel hareketlerle silin.
Cildiniz parlıyorsa
Cildinizi kurutmadan matlaştırmanız gerekir. Fondöteninizi sürmeden önce matlaştırıcı kremler kullanmalısınız. Ve günlük kremler kullanırken bunların jel olmalarına özen gösterin.
Rejim yaparken göğüsleriniz sarkarsa Kadınların sıkı bir rejime girdiklerinde kilo vermekten göğüslerinin sarktığı görülür. Bu durumda proteini zengin rejimler yapmalısınız. Böylece elastin ve kolajen lifleri esnekliğini kaybetmemiş olur.